Seni Tanıyorum O kadar Ulaşılmazsın ki...
Yıllardır aşkın tarifini yapar herkes.
En büyük yazarlardan, dağdaki çobanlara, ağır ceza hakimlerinden, ilkokul talebelerine kadar. Herkes kendi kelimeleriyle yansıtmaya çalışır hissettiği devasa duyguyu. Hepsi eksiktir, hepsi yarım. Tatmin olmaz Servantesler bile tarif ederken aşkı. Eksik kalır anlatımlar.
Ben de eksiktim seni bulana kadar.
Edemem tarifini, anlatamam sana seni.
Bir kaşının, bir tel saçının benim için taşıdığı değeri. Bir tane kirpiğin düşse göz kapağından ok olur saplanır kalbime. Eksik lugatımdaki sözler ne yazacak kalemim anlatmaya çalışırken seni.
Aşksa bunun adı evet aşığım, kavuşabilmekse sana o artık sadece rüyalarımda. Belki de budur seni aşk yapan. Ulaşılmazlığın, elde edilemezliğin, bir türlü sahip olamayaşım sana. Yanındayken bile dokundurmuyordun benliğine. Örülü duvarlarını yıktığımı sandığım her an daha yüksekleri, daha dayanıklılarıyla karşılaştım.
Sende sahip olamadığım her şeye öyle bağımlıydım ki, benden sakladığın her an bağımlılığım daha da artıyordu. Sahipsizliğim, sahip olamadıklarım, elde etmek için delirdiğim ama uzaktan bakıpta dokunamadığım, tadını bile alamadığım o rüyanın girdabında beni sürüm sürüm süründürdün.
Aşka aşık bu kızı sana aşık olduğuna bin pişman etmedin mi? Aradan ne kadar zaman geçti söyle? Kaç beden girdi aramıza? Aramız sayacağın bir ben var mı hala? Hiç var mıydı? Hiç oldu mu? Sen beni hiç senden saydın mı?
Aşk kavuştuğun zaman aşk olmaktan çıkmıyor mu? Ben ömrümün sonuna kadar bile seninle olsaydım sana kavuşamayacaktım. Biliyorum ki beni yanında tutabilseydin son nefesime kadar sana aşık kalacaktım. Çünkü hiçbir zaman gerçekten sana sahip olamayacaktım. Asla buna izin vermezdin. Kabuklarını kırabilecek güce sahip bir canlı var mı? Ben değilim. Seni öldürebilirdim ama benliğini kavrayamazdım. Sana asla tam anlamıyla sahip olamazdım. Seni tanıyorum, o kadar ulaşılmazsın..
En büyük yazarlardan, dağdaki çobanlara, ağır ceza hakimlerinden, ilkokul talebelerine kadar. Herkes kendi kelimeleriyle yansıtmaya çalışır hissettiği devasa duyguyu. Hepsi eksiktir, hepsi yarım. Tatmin olmaz Servantesler bile tarif ederken aşkı. Eksik kalır anlatımlar.
Ben de eksiktim seni bulana kadar.
Edemem tarifini, anlatamam sana seni.
Bir kaşının, bir tel saçının benim için taşıdığı değeri. Bir tane kirpiğin düşse göz kapağından ok olur saplanır kalbime. Eksik lugatımdaki sözler ne yazacak kalemim anlatmaya çalışırken seni.
Aşksa bunun adı evet aşığım, kavuşabilmekse sana o artık sadece rüyalarımda. Belki de budur seni aşk yapan. Ulaşılmazlığın, elde edilemezliğin, bir türlü sahip olamayaşım sana. Yanındayken bile dokundurmuyordun benliğine. Örülü duvarlarını yıktığımı sandığım her an daha yüksekleri, daha dayanıklılarıyla karşılaştım.
Sende sahip olamadığım her şeye öyle bağımlıydım ki, benden sakladığın her an bağımlılığım daha da artıyordu. Sahipsizliğim, sahip olamadıklarım, elde etmek için delirdiğim ama uzaktan bakıpta dokunamadığım, tadını bile alamadığım o rüyanın girdabında beni sürüm sürüm süründürdün.
Aşka aşık bu kızı sana aşık olduğuna bin pişman etmedin mi? Aradan ne kadar zaman geçti söyle? Kaç beden girdi aramıza? Aramız sayacağın bir ben var mı hala? Hiç var mıydı? Hiç oldu mu? Sen beni hiç senden saydın mı?
Aşk kavuştuğun zaman aşk olmaktan çıkmıyor mu? Ben ömrümün sonuna kadar bile seninle olsaydım sana kavuşamayacaktım. Biliyorum ki beni yanında tutabilseydin son nefesime kadar sana aşık kalacaktım. Çünkü hiçbir zaman gerçekten sana sahip olamayacaktım. Asla buna izin vermezdin. Kabuklarını kırabilecek güce sahip bir canlı var mı? Ben değilim. Seni öldürebilirdim ama benliğini kavrayamazdım. Sana asla tam anlamıyla sahip olamazdım. Seni tanıyorum, o kadar ulaşılmazsın..
Comments
Post a Comment