Böğürtlen Kitap Analizi - Mehmet Rauf
Mehmet Rauf’un 1926 yılında yayımlanan bu eseri, Eylül romanından sonraki favorim. Bitirince tühlerimin diken diken olduğu bu kitabındaki tema diğerlerinde de olduğu gibi aşktır.
-İnsanın içtenliğine inanmıyorum.
Pertev, bu hikayede Müjgan’ı dikenli bir ağaç olduğu için meyvesine ulaşılması zor böğürtlene benzetiyor. Çevresine uyum sağlamakta zorlanan, içine kapanık, kötümser ve depresif ruh haline sahip Müjgan’a olan karşı konulamaz aşkı Pertev’i sarsıyor.
Müjgan bu kitapta, her ne kadar uyumsuz bir hanım olarak algılansa da bence aşkı ona yaşatacak, duygulara onun kadar önem verecek bir erkeğin varlığına inanmayan gururlu bir kadındır. “Yaşamda o denli kötülük gördüm ki” sözü insanlara olan haklı güvensizliğini özetliyor.
Alıntı:
-Evet, Müjgân Hanım... Size karşı en içten duygularla dolu olduğumu, vicdanımla temin ederim.
-İnsanın içtenliğine inanmıyorum.
Realizm etkisinde yazılan bu eserden harika bir paragraf:
Özen gösterilerek yetiştirilen çiçekler ve yemişler vardır. Sonra köşe de, bucakta, çitlerin arasında kendi kendilerine yetişmiş çiçeklerle, yemişler de vardır. İnsan o özen gösterilen örneklere elbette hayran olur. Ama doğanın bağış ve özeniyle kıyıda yetişeni de yakından incelersek ne derin güzellikler buluruz. Kimi zaman bir çayır ucunda öyle bir yemişe rastlarsınız ki, hayran olmamak elde olmaz.Örneğin... örneğin böğürtlen... İşte Müjgan erişilmesi en zor ama en derin güzelliğe ve olağandışı tada sahip en özel böğürtlen...
Comments
Post a Comment